Kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Kasım 2009 Pazartesi

Kendine Bir İyilik Yap !

...

Hayat bir sevdadır... Onu yaşa!
Hayat bir hediyedir... Onu al!
Hayat bir bilmecedir... Onu çöz!
Hayat bir fırsattır... Onu yakala!
Hayat bir şarkıdır... Ona eşlik et!
Hayat bir bahçedir... Onu der!
Hayat bir iyiliktir... Ona karşılık ver!

...

Kendine bir iyilik yap. Bu kitabı al...
Çünkü...
Samimi bir sevginin yerini başka ne tutabilir bu hayatta...
Birine karşılıksız iyilik etmenin hazzını başka hangi şey yaşatabilir insana...
Hangi intikam daha güçlüdür kötülüğe iyilikle cevap vermekten...İnsan kaldıkça zaten, vazgeçemeyiz ki sevmekten...

Biliyorsun, küçücük bir tebessümle değişebilir bütün dünya bir anda... Biliyorsun, insanlığımız büyüdükçe büyür iyiliğin sıcacık kucağında...

İyilik üzerine yazılar, hikâyeler, şiirler, öneriler, güzel sözler ve daha neler neler...Hadi, kendine bir iyilik yap. Bu kitabı al...Çünkü... Biliyorsun, başkalarına yaptığın iyilikleri aslında kendine yapıyorsun...
(Tanıtım Yazısından)

Cumartesi günü Kadıköy'de bi kitapçıda gezerken önce kitabın kapağı dikkatimi çekti.. Sonra arka yüzündeki açıklamayı okuyunca ve içine de biraz karikatür serpiştirilince hemen satın almalıyım dedim. 2 kez okumak için elime aldım, o kadar akıcı ki farkında olmadan kitabın yarısından çoğunu okumuşum :) Karşılıksız iyi olan - iyi olmak isteyenler adına !
Fiyatı : 7,5 tl

Hayata Dair !
Yaşamaya zaman ayır
Çünkü ömür bunun için yaratılmıştır..

Düşünmeye zaman ayır
Çünkü başarının anahtarı budur..

Sevmeye zaman ayır
Çünkü bu seni daima güçlü kılar..

İyiliğe zaman ayır
Çünkü insan olmanın sırrı budur..

(Goethe)

15 Mayıs 2009 Cuma

Olumlu Düşünmenin Gücü

Sizlere başucunuzdan eksik etmeyeceğiniz, kendinizi yalnız hissettiğiniz her an içinizi huzurla dolduracak olağanüstü bir kitabı tanıtıcam.. Okudukça içinizdeki gizli güçlerin nasıl gün yüzüne çıktığına siz bile inanamıcaksınız :)

Norman Vincent Peale'in bu kitabını 2 yaz evvel Kadıköy'de bir kitapçıyı gezerken kapak resminden ve arka kapağında yazılı olan tavsiyelerinden etkilendiğim için satın almıştım.

O yaz kendime olan güvenimin parmaklarımın arasından kayıp gitmesine seyirci kalmak, hiç birşey yapamamak beni çılgına çeviriyordu. Elbette vardır bunun bir çaresi.. Çaresizliğinde vardır bir çaresi.. diye düşündüm.. O dönem felsefeye çok merak salmıştım, geçmişten günümüze uzanan filozofların sözlerini etkileyici buluyordum. Bilmediğim olgularla karşı karşıya gelmek beni çok heyecanlandırıyordu. Daha fazlasını merak ediyordum, okudukça kendimi buluyordum bizlere miras kalan cümlelerde..

Öğrencilik hayatından iş yaşamına uzanan bir süreç, daha evvel hiç karşılaşmadığım bir atmosfer, iş yerindeki tatminsizlikler, yıkılan hayaller yerini masamda biriken dosyalara bırakmıştı. O dönemi daha rahat atlatmak için güzel bir kitaba ihtiyacım olduğu kanısına vardım ve işte beni mutlulukla yeniden yüzleştiren o kitap :)

1.KENDİNİZE GÜVENİN Kendi gücünüze inanmadıkça başarılı ve mutlu olamazsınız. Gücünüze inanır ve kendinize güvenirseniz, daima başarılı olursunuz. Oysa aşağılık ve yetersizlik duygusu ümitlerinizin kırılmasına yol açar. Kendinize güven duygusu daha güçlü insan olmanızı sağlar. İnsan olumsuz düşünmeye başlamışsa kafasına devamlı olumsuz fikirler gelecek ve yaşamını zehir edecektir. Karşınızdaki güçlük ne kadar büyük olursa olsun, eğer cesaretle göğüsleyecek olursanız sizi ümitsizliğe düşürmez. Beyninizi inançla, kendinizi güven duygusu ile doldurun. Bunlar bütün şüphe ve güvensizlik duygularını kovacaktır.

Günümüzde çoğu insan güvensizlik içindedir. Bir üniversitede, psikoloji dersini alan altı yüz öğrenci ile yapılan bir araştırmada, en çok yakınılan kişisel sorunlar sorulmuştur. Öğrencilerin %70’ i en çok yakındıkları kişisel sorunlarının kendisine güven eksikliği olduğunu vurgulamışlardır. Bu oranın tüm toplum için de geçerli olduğu rahatlıkla söylenebilir. Kendine güven duygusunu kazanmak için her şeyden önce başarısız olmayı asla düşünmeyin. Bu düşünceler aklınıza gelince hemen olumlu düşünceler üretmelisiniz. Karşılaştığınız güçlükleri inceleyerek onları en aza indirmeye çalışın. Kendinize yaratanın sizinle olduğunu ve hiçbir güçlüğün sizi yenemeyeceğini hatırlatın. Özellikle aşağılık duygusunu yenmede çok etkili olan bir sözü sık sık tekrar etmelisiniz; “her zorluğun üstesinden gelebilirim.” Kendine güvensiz ve yanlış hareketlerinizin nedenlerini anlamanızda, size yardımcı olacak bir uzmana mutlaka danışıp kendinizi tanıyın. Böylece bu yanlış duyguları tedavi etmek kolaylaşacaktır.

2.SAKİN KAFA GÜÇ DOĞURUR İç huzuru duyarak kendinizle barışık yaşamak herhalde en güzel yaşam biçimidir. Bu etapta verilecek en büyük uğraş, düşünme tarzını bu biçime dönüştürmek için verilen uğraştır. İç huzura gerçekten kavuşmamış bir çok insanın, suçluluk duygusuyla kıvrandığını hepimiz biliyoruz. Bu insanlar işledikleri günahlardan ve suçlardan dolayı kendilerini affetmez ve suçluluk duyarlar. Bu suçluluk duygusu insanın her türlü faaliyetine etki eder.

Bununla birlikte sakinleşip huzura kavuşmak için uygulanacak bir takım yöntemler vardır. Örneğin ;gün içerisinde zaman zaman barış dolu ve size huzur veren fikirleri aklınıza getirin ve gözünüzde doğa ile ilgili manzaraları canlandırın. Bir başka yöntem ise; kendinize, yüksek sesle zihninizi boşaltacak ve huzura kavuşturacak “sakinleş” sözcüğünü söylemelisiniz Özellikle konuşurken kullandığımız kelimeler ve ses tonumuz, sinirli gergin ve üzüntülü olmamıza neden olabilir. Eğer sakin bir ortamda yaşamak istiyorsanız, sakin bir şekilde konuşun ve çok sıkıldığınız anlarda şiirlerden bazı dizeler okumak suretiyle rahatlamaya, huzura kavuşmaya çalışın.

3.SÜREKLİ ENERJİK OLMAK Hepimiz düşündüğümüz gibiyiz. Nitekim güçlü olacağımızı düşünürsek güçlü, sağlıklı olmayı düşünürsek sağlıklı oluruz. Beynimiz vücut mekanizmamıza, sinir sistemimize yorgun olma mesajı göndererek bu yönde hareket etmelerini sağlar ve sonuçta yorgun düştüğümüzü görürüz. Manevi yaşamımızın burada çok büyük rolü vardır. Biz başarma azim ve inancında olursak, beynimizde kuvvet ve enerji veren bir takım fikirler oluşacaktır. Böylece günlük yaşamdaki bir takım zorluklar karşısında daha enerjik ve güçlü davranabiliriz.

Bir çok insan çabuk yorulur ve hatta hasta olur. Oysa yorulmamak için izlenmesi gereken en gerçekçi yol, kendini toplumdan soyutlamamak ve toplumsal olaylarla ilgilenmektir. Yani, bir inancımızın olması ve bu inancımız uğruna uğraşmaktır.

4.DUANIN GÜCÜNÜ DENEYİN Dua, büyük bir enerji kaynağıdır. Nasıl çeşitli teknik ve yöntemler kullanarak; örneğin, atom enerjisi ortaya çıkarabiliyorsak, dua ederek de ruhsal enerjiyi ortaya çıkarabiliriz. Bu enerjinin olumlu etkileri hemen her zaman görülmektedir.

İnsanlar duanın kişisel yetenekleri geliştirdiğini anladıkları için daha çok dua ederler. Dua onların içindeki gücü ortaya çıkararak kendilerine daha güvenli bir insan olmalarını sağlar. Dua doğru hareket etmek için insana yol gösterir. Bilinçaltınızdaki derinliklere iner ve oradaki saklı olan gücü ortaya çıkarır. Bu gücü ortaya çıkaracak yöntemler ise; a. Sorunlarınızı anlatın, b. Çözüm yolarını gözünüzde canlandırın, c. Büyük bir istek ve gayretle bu sorunları çözmeye çalışın, çoğu kez sorunların üstesinden gelmeyi başardığınızı göreceksiniz.

5.MUTLULUĞUNUZU KENDİNİZ YARATIN Abraham Lincoln, “Bir insan mutlu olmayı isterse mutlu olur”der. Eğer mutsuz olmayı isterseniz, tabii ki mutsuz olursunuz. Bu tamamen size bağlıdır. İkisine de ulaşmak çok kolaydır. Kendinize sürekli olarak “hiçbir şey iyi gitmiyor, hiçbir şey beni memnun etmiyor.” deyip durursanız, kolayca mutsuz bir insan olup çıkarsınız. Fakat kendinize “Her şey iyi gidiyor, yaşamak çok güzel, ben mutluluğu seçtim” derseniz kesinlikle mutlu bir insan olursunuz.

Bir insanın mutlu olup olmaması onun kültüründen gelen alışkanlıklarına çok bağlıdır. İç içe yaşadığı kültür ona mutlu olma huyunu kazandırmışsa o insanın mutlu olması gerçekten çok kolaydır. Günlük olaylara hep iyimser gözle bakar ve her zaman mutlu olunacak bir taraf görür. Fakat içinde yaşadığımız kültürde mutlu olma alışkanlığı yoksa bile biz mutlu olma alışkanlığını kendimiz yaratabiliriz. Hepimizin mutluluğu yaratma gücü vardır.

Aslında bu ilkelerin en basiti insanları sevmektir. Eğer sabah kalktığımızda kafanıza yerleştirdiğiniz mutluluk düşüncelerini uygularken bunu sevinçle ve insanların iyiliğini düşünerek uygulamayı başarırsanız, kesinlikle mutlu olursunuz.

Bu mutluluk ilkelerini uygulayıp onlardan iyi sonuç alabilmek için bu ilkelere inanmamız ve zihnen desteklememiz gerekmektedir. Mutluluk veren bu ilkeleri acemice ve beceriksiz bir şekilde uygulamaya koysanız bile, yine de şimdiye kadar tatmadığınız ölçüde büyük bir mutluluk duyacağınız muhakkaktır. Bu mutluluk kalıcı olacak ve yaşadığınız sürece sizi terk etmeyecektir.

6.GERGİN VE TEDİRGİN OLMAYIN Bir çok insan gerginlik ve tedirginlik nedeniyle sahip olduğu gücü ve enerjiyi boşa harcar ve böylece gereksiz yere yaşamını güçleştirir. Gergin olmak, kaynamak, patlamak, alt üst olmak hırsından kudurmak anlamına gelir.

Tedirgin olmakta bunun kadar yıkıcı bir ruh halini anlatır. Daha etkili bir yaşam için gerekli olan gücü elde etmek istiyorsanız, gergin ve tedirgin olmaya bir son vermeniz gerekir.

Günümüzde yaşam tempomuz çok hızlı olduğu için, bu durum bizi gergin ve tedirgin yapmaktadır. Rahatlığı sağlamamız için yapmamız gereken ilk şey, yaşam tempomuzu yavaşlatmaktır. Bu hızlı yaşam temposu bir çok insanın bedensel sağlığını bozmakta, fakat bundan daha acısı, beyin ve ruh sağlığını da etkileyip onarılamayacak yaralar açmaktadır. İnsanlar tempolarını tabiat şartlarına, beden ve ruh yapılarına ve doğanın temposuna uydurmalıdırlar. Gerginliği ve tedirginliği bırakıp, yavaş tempo ile çalışırsak,huzura ve mutluluğa kavuşuruz. Bu hususu destekleyen “yavaş giden çok yol alır” ata sözünü hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız.

Gerginlik ve tedirginlikten kurtulmak için aşağıda belirtilen altı adımın uygulanması gerekir:
a. Rahat ve gevşemiş bir vaziyette sandalyeye oturun ve vücudunuzun her parçasını gevşetin.
b. Bilincinizi fırtınalı bir deniz gibi görün fakat dalgalar gittikçe azalsın.
c. İki veya üç dakika gözünüzün önüne güzel bir manzara getirin. Bu manzara doğadan çekilmiş rahatlatıcı bir fotoğraf gibi gözünüzün önünde olmalıdır.
d. Sakinlik, huzur ve güven verici kelimeleri veya cümleleri yavaş yavaş ve sakin bir tonla tekrarlayın.
e. Üzüntülü ve endişeli olduğunuz anlarda görülmeyen fakat ümit dağıtıcı bir elin size yardımcı olacağını ve sizi yolda bırakmayacağını düşünün. Ve har zaman onun sizin yanınızda olduğuna inanın.
f. Kafanızın sakinleşip huzura kavuşmasını sağlamak için şu sözleri yenileyin; “kafamın sükunete kavuşmasını, kafamın hala sakin ve huzurlu olmasını her zaman ve her yerde sağlamalıyım.” Burada anlatılan teknikleri uyguladıkça ve yaşadıkça, gerginlik ve tedirginliğinizin, dolayısıyla mutsuzluğunuzun, gittikçe azalarak yerini içinizdeki gerçek gücün kapladığını göreceksiniz. Bu güç her türlü zorluğu yenmenizde en büyük yardımcınız olacaktır.

7.EN İYİYİ BEKLERSENİZ ONA ULAŞIRSINIZ En kötüsü yerine en iyisinin olacağını beklerseniz,her şey daha iyiye gitmeye başlar. Bir şeyin iyi olacağı konusunda içinizde duyduğunuz şüphe, ortadan kalkmış olur. Zaten içinizdeki yaratıcı gücün ortaya çıkmasını engelleyen en büyük unsurlar da bu şüphelerdir. Böylece içinizdeki yaratıcı güç ortaya çıkar ve bu gücü, ulaşmak istediğiniz hedefe yoğunlaştırırsınız. Kendinizi tamamen elde etmek istediğiniz şeye verebilirsiniz. Eğer insan, kendini bir şeye tam olarak verir onun üzerinde yoğunlaşırsa, karşısına çıkan bütün engelleri aşar.

En iyi şeyin olmasını beklemenin anlamı, beklediğiniz şeyin elde edilmesine bütün kalbimiz ve içtenliğimizle kendimizi adamaktır. Başarılı olmak için yaptığınız şeye yürekten inanmalısınız, başka bir deyişle başarılı olmayı bütün benliğinizle istemelisiniz. Ne yazık ki bir çok insan bu konuda başarısızdır. İçimizden çok azı işini yüreği ile yapar.

İnsanların ne istediklerini iyi bilmeleri gerekir. Bu isteğinin iyi bir istek olup olmadığını, insanlara zarar verip vermediğini inceleyin ve daha sonra amacınıza uygun yapılması gereken değişiklikleri gerçekleştirin. İstediğiniz şeyleri gerçekleştirmek için gereken özellikleri kazanmaya gayret gösterin.

Gerçekten de bir insan kendisine güvenir ve olumlu düşünürse; içindeki güç ortaya çıkar ve onu istediği başarıya götürür. Bunun için her zaman en iyiyi bekleyin ve hiçbir zaman en kötüyü düşünmeyin. Hatta aklınıza bile getirmeyin. Aklınıza gelmişse hemen kafanızdan çıkartıp atın. Böyle yaparsanız en iyiyi düşünmeye başlar ve ona ulaşmak için gerekli şartları hazırlarsınız. Bu egzersizler sayesinde gücünüzü en iyiyi istemeye yoğunlaştırır ve böylece en iyiyi elde edersiniz.

8.BEN YENİLGİYE İNANMAM Bir engelle karşılaştığınız zaman, şikayette bulunup ağlayıp sızlanmak yerine, onu cesurca göğüsleyin. Yaşam yolunda yenilgiye uğramış bir şekilde, elleriniz ve dizleriniz üzerinde sürünerek ilerlemeyin. Önünüze çıkan engelleri göğüsleyin ve onları ortadan kaldırmaya çalışın. Cesaretle davranınca bu engellerin sandığınızdan daha zayıf olduğunu göreceksiniz. Yenemeyeceğiniz hiçbir güçlük yoktur. Bilinçaltınıza sürekli olumlu mesajlar göndererek onun olumlu bir tutum takınmasını sağlayın. Unutmayın ki, sizin engel saydığınız bir çok şey, aslında bilinçaltınızın olumsuz tutum takınmasından dolayı size engel olarak görünmektedir. Bilinçaltınızı olumlu tutumlarla doldurur ve olumlu tutum almasını sağlayabilirseniz, daha önce engel saydığımız bir çok şey artık engel olmaktan çıkacaktır.

Kendinize sürekli olarak ben her türlü engeli aşabilirim, çıkabilecek her türlü güçlüğü yenebilirim diyerek telkinde bulunursanız ve önceden bu inancı kabul etmişseniz, o zaman güçlükler karşısında bir set gibi durursunuz.

Herkesin olduğu gibi sizin de halletmeniz gereken güçlükler vardır. Bunlar hayali değil gerçek güçlüklerdir. Fakat, aşılması görüldüğü kadar zor değildir. Burada asıl önemli olan sizin onları algılama biçiminizdir. Eğer bütün kalbinizle bu engelleri ortadan kaldırabileceğinize inanıyorsanız, bu gücü kendinizde bulur ve yok edersiniz. Bu güçle yapmanız gereken her şeyi rahatlıkla ortadan kaldırabileceğinize inanırsınız. Bu güçle yapmanız gereken her şeyi rahatlıkla uygulayabileceğinize inanın.

9.ÜZÜLME ALIŞKANLIĞINI NASIL BIRAKABİLİRİM Üzüntü zihnimizi kaplayan yıkıcı bir duygudur. İçimize bir defa yerleşti mi bütün zihnimiz artık onla meşgul olur. Üzülme, çağımızın en büyük hastalıklarındandır. Üzüntü alışkanlığından kurtulmak için atacağınız ilk adım, “ben bu alışkanlıktan kurtulabilirim, bu alışkanlığı yenebilirim” diyebilme inancına sahip olmaktır. Bir şeyi yapabileceğinize inanırsanız o şeyi gerçekten yapabilmenizi engelleyen şeyleri bir şekilde aşarsınız. Üzüntüden kurtulmak için aşağıdaki yedi maddeyi kullanmak yararlı olacaktır;
a.Kendi kendinize “üzülmek çok kötü bir alışkanlıktır” deyin.
b.Olumsuz saydığınız her şeyin olumlu yönlerini düşünün ve konuşmalarınızda bunları belirtin.
c.Olumsuz hiçbir konuşmaya katılmayın ve bütün konuşmalara olumlu bir hava vermeye çalışın.
d.Kendinize iyimserlik aşılayan kitaplar okuyun. Bunları defalarca okuyup bilinçaltına yerleştirin. Sonra bilinçaltınız bunları size geri gönderip karamsar ve üzüntülü olmaktan kurtaracaktır.
e.Umut dolu, ileriye neşe ve ümitle bakan insanlarla dostluk kurun. Bu atmosfer sizi neşe dolu ve ümitli bir insan yapacak, karamsarlığa düşmenizi engelleyecektir.
f.Üzülme alışkanlığına yakalanmış insanlara yardım edin. Böylece, sizin üzülme alışkanlığınız da azalacak zamanla kaybolacaktır.
g.Her gün yaşamınızda Yaratanın sizinle beraber olduğunu ve size yardım edeceğine inanın.

10.KİŞİSEL SORUNLARI ÇÖZME GÜCÜ Sorunları çözmede uygulanabilecek basit yöntemlerden birisi de; manevi yaşamda Yaratanla konuşmak, ondan yardım dilemektir. Bizimle birlikte hissettiğimiz eşimiz, iş ortağımız ya da en yakın arkadaşımız da bize bu konuda yardımcı olurlar. Sorunlarımızı onlarla konuşmak kişisel sorunları çözmede atılmış ilk ve en önemli adımlardan biridir. Sorunları çözmede şu hususlara dikkat edin:
a. Her sorunun muhakkak bir çözümü olduğuna inanın.
b. Sakin bir insan olun.
c. Zihninizi serbest bırakın, baskı altında tutmazsanız en iyi çözümü bulursunuz.
d. Bütün faktörlere OBJEKTİF VE TARAFSIZ BİR ŞEKİLDE BAKIN, DUYGUSAL OLMAYIN. e. Sorunlarla ilgili faktörleri bir kağıda yazın. Bu yöntem sizin duru bir şekilde düşünmenizi sağlar.
f. Sezgilerinize inanın

11.SAĞLIĞINIZI KAZANMA FORMÜLÜ Yapılan araştırmalara göre, insanların yüzde ellisi ile yetmişi arasındaki bir bölümünün kafasındaki olumsuz düşüncenin bedenleri ve duygularına yaptığı zararlardan dolayı hasta oldukları tespit edilmiştir.

Kendinize, sağlığınıza zarar verecek kötü duygulardan hangilerinin sizde olup olmadığını sorun ve bu duruma bir an önce son verin. Kötü duygular, bu duyguları beslediğiniz kişilere hiçbir zaman zarar vermez. Tersine yalnızca ve yalnızca size zarar verirler. Duygusal hastalıklar enerjinizi tüketir, verimliliğinizi azaltır ve fiziksel sağlığınızı bozar. Böylece mutluluğunuzu engeller.

Günümüzde, düşüncenin sağlık üzerine olan etkilerini herkes biliyor. Artık bir insanın nefret duygusu yüzünden kendini hasta edebileceğinin farkındayız. Bir insan suçluluk duygusu nedeniyle bir çok psikolojik rahatsızlığa yakalanabilir. Fakat insanlar düşüncelerini olumlu yönde değiştirdiklerinde sağlıklarının düzelebileceğini biliyorlar.

Öfke kıskançlık, nefret ve gücenme duyguları, insan sağlığı üzerinde çok olumsuz etkiler yapmaktadır. Bu duyguların panzehiri ise, zihnimizi iyi düşünceler, bağışlayıcılık sevgi ve ağırbaşlılıkla doldurmaktır. Böyle kötü duygular belirdiğinde, aşağıda belirtilen tavsiyeler uygulanırsa insanların kendilerini daha iyi hissettikleri görülecektir.
a. Öfkenin bir heyecan olduğunu unutmayın.
b. Kendi kendinize yüksek sesle “budala olma, bu davranış beni hiçbir yere götürmez, kızmanın faydası yok” deyin.
c. Sizi kızdıran şeyleri zihninizden atın. Güvendiğiniz bir kimseye gidin ve ona anlatın, sonra da unutun.
d. Kızgınlığınızın ortadan kalkması için sizi kızdıran adamı affedin.

12.YENİ DÜŞÜNCELER SİZİ DEĞİŞTİREBİLİR Düşündüğünüz sürece varsınız. Kafanızdaki bütün eskimiş, yorulmuş ve kullanılmayan düşünceleri atın. Onun yerine kafanızı, taze fikir sevgi ve iyilikle doldurun. Böyle yaparsanız gerçekten hayatınızı da değiştirirsiniz.

Eğer olumsuz şeyler düşünürseniz, olumsuz sonuçlar elde edersiniz. Buna karşılık olumlu şeyler düşünürseniz, olumlu sonuçlara ulaşırsınız. Bu çok önemli ve evrensel bir kuraldır. Başarıya ulaşıp mutlu olmak için uygulanması gereken önemli kuralı üç kelimeyle özetleyebiliriz: “ İnanırsan başarıya ulaşırsın”. Eğer bir şeyi çok isterseniz ve kafanızda canlandırıp devamlı canlı tutarsanız ve onun gerçekleşmesi için canla başla çalışırsanız, istediğiniz şeye muhakkak ulaşırsınız. Dimağınızın derinliklerine bir bakarsanız orada ne muhteşem düşüncelerin sizi beklemekte olduğunu göreceksiniz.

Durumunuz ne olursa olsun o muhteşem düşünceleri gerçekleştirebilirsiniz. Bunun için yapacağınız şey zihninizi sakinleştirmektir. Böylece dimağınızın derinliklerinde bulunan esin perisi ortaya çıkar. Daha iyi ve başarılı bir yaşamın sırrı, zihninizden eskimiş, bayatlamış ve ölmüş fikirleri atıp, yerine yaratıcı ve olumlu fikirleri koymaktır. Bu yeni fikirler, yaşamınızı tümüyle değiştirecektir.

13. GÜÇ KAZANMAK İÇİN GEVŞEYİN Bir klinikte özellikle ülserli hastalar üzerinde yapılan bir araştırma, ülserli hastaların yarısının fiziksel bir rahatsızlıktan değil, aşırı üzüntüden, koyu bir nefretten ve yoğun bir suçluluk duygusu veya gerginlikten dolayı ülsere yakalandıklarını göstermiştir.

Yorulup gerginleşmeden, gerçekten verimli şekilde çalışmanın sırrı, zihninizi stresten koruyup, sakin tutmak, huzurlu ve olumlu şeyler düşünmektir. Temponuz çok hızlı olmamalı, sakin ve yavaş bir tempo ile, enerjinizi tüketmeden düzenli bir şekilde çalışmalısınız.

Sakinlik ve gevşeme gücün doğrudan size geçmesi sonucunu doğurur. Evrende devamlı bir güç akımı vardır. Bu güç zamanla olumlu düşünce taşıyan insanlara geçer. Olumlu düşünce özelliğini kaybeden insandan tekrar evrene döner. İnsan bu gücü devamlı üzerinde toplamalı, bunu yapabilmesi için de devamlı olumlu düşünceye sahip olması gerekir. Kendimizi sakinleştirip gevşetmek için uygulanması gereken kurallar şunlardır;
a.İşleri çok hızlı yapacağım diye tedirgin olup strese girmeyin.
b.İşinizi sevin, işinizi severseniz çalışmak sizin için bir eziyet değil, zevk haline gelir.
c.Yapacağınız işleri önceden planlayın ve uygulayın, yaptığınız planın dışına çıkmayın.
d.Bütün işleri aynı anda yapmaya kalkmayın. Bu yalnızca zaman kaybına neden olur.
e.Düşünce tarzınızı değiştirin. Bir işin kolay olduğunu düşünürseniz, o işi gerçekten kolayca yapabilir ve artık zor gelmediğini görürsünüz.
f.İşinizi iyi öğrenin ve ustalaşın. Bilgi güç demektir. Bir işi ne kadar iyi bilirseniz, onu o kadar iyi ve kolay yapabilirsiniz.
g.Gevşeme egzersizleri yapın, böylece hiçbir zaman gergin olmazsınız.
h.Bugünün işini yarına bırakmayın. Daima zamanında yapın.

14. KENDİNİZİ NASIL SEVDİRİRSİNİZ Şu gerçeği kabul etmeliyiz ki sevilmeyi hepimiz isteriz. Bazıları, “insanların beni sevip sevmediği umurumda değil” der. Fakat bunu söyleyen gerçeği söylemiyordur. Bazı insanlara kanımız ısınmaz, onları sevmeyiz ama nedenlerini de bilmeyiz. Herkes tarafından sevilmek kolay bir iş değildir. Başka insanlar tarafından aranmayan ve istenmeyen bir insan haline gelmek, insana çok kötü bir duygu verir, insanı yıkar ve mahveder.

Şimdiye kadar insanlarla ilişkileriniz iyi olmamışsa, artık huyunuzu değiştiremeyeceğinizi, bundan sonra insanlarla iyi ilişkiler kuramayacağınızı düşünmeyin. İsterseniz kendinizi değiştirebilirsiniz, fakat cesur adımlar atmanız ve bunları sabırla uygulamanız gerekir. Eğer bu gayreti gösterirseniz, değişebilir ve herkesin değer verdiği, herkes tarafından sevilen bir insan olursunuz.

Sizin insanları sevmeniz eninde sonunda onların da sizi sevmesini sağlayacaktır. Bir insana değer verir ve onun kendisini daha iyi hissetmesini sağlarsanız, o insan da sizi sevecek ve size karşı minnet duyacaktır. Bu davranışı mümkün olduğu kadar çok insana yapın. Bunu yaparken sırf sizi sevmeleri için yapmayın. İçtenlikle sevdiğiniz için yapın bencilliğe düşmeyin.

Böyle davranırsanız arkadaşsız kalmazsınız. İnsanlar sizin hakkınızda daima olumlu düşünür. İnsanlara değer verip onlara sevgi gösterdiğiniz taktirde, aynı duygular diğerleri tarafından, size karşı hissedilecektir. İnsanların sizi sevmeleri için uymanız gereken kurallar, çok zor ve güçlükle takip edilebilen kurallardır;
a.İsimleri hatırlamayı öğrenin. Eğer insanlara ismiyle hitap ederseniz, onlara değer verdiğinizi düşünürler.
b.Rahat bir insan olun, insanlar sizin yanınızda kendilerini gergin hissetmesinler, devamlı sakin ve tutarlı davranın.
c.Stres ve güçlükler karşısında hemen sakinleşip gevşeyen bir insan olmaya çalışın.
d.Kendinizi beğenmiş ve üstün gören bir insan olmayın.
e.İnsanlar size bir şey anlatınca, onu can kulağı ile dinleyin, anlattığı konu ile ilgilenin.
f.Farkında olmadan edindiğiniz, insan ilişkilerine zarar veren kötü alışkanlıklarınızdan kurtulun.
g.İnsanları sevmek için gayret gösterin ve gerçekten, içtenlikle, çıkar gözetmeksizin sevmeye çalışın
h.Bir insanın başarısını görünce onu kutlamayı unutmayın. Onu kıskanmayın.
i.İnsanları yüceltmekten, kendilerini değerli ve daha iyi hissetmelerinden mutluluk duyun.

15.KALP AĞRISINA REÇETE Kalp ağrınızın nedeni ne olursa olsun, yapılacak ilk iş gergin ve stresli ortamdan kurtulmak olmalıdır. Ne kadar güç olursa olsun, bunu muhakkak başarın ve stressiz ve gergin olmayan bir hayat yaşamaya başlayın. Eski yaşam tarzınızı değiştirin, yürüyüş yapın, ata binin, tenis oynayın, damarlarınızdaki kanın daha iyi akmasını sağlayın.

Kalp ağrısından kurtulmanın en güzel, mükemmel ve doğru yolu; içinizdeki keder ve üzüntünün çıkıp gitmesine müsaade etmek ve ondan kurtulmaktır. Kalp ağrısını giderecek temel ilaçlardan birisi, kendine inanmak ve güvenmektir.

Bazen acılar o kadar büyük olur ki, insanların dayanamayacağı bir hal alır. Bu durumlarda kendimize güveni hiç aklımızdan çıkarmadan, bu acıları hiç yokmuş gibi saymalıyız. Kalp ağrısına iyi gelecek ilaçlardan birisi, yaşam, ölüm,ve sonsuzluk hakkında bir felsefe oluşturmaktır. Bu felsefe kişinin kendi inancı ile ilgili ve ona paraleldir. Kendi inanç yapısına göre bu faktörleri birleştirmelidir.

16.YÜCE GÜCE YAKLAŞMANIN YOLU Yüce güç, insanoğlunun bilmesi gereken muazzam bir gerçektir. Bu gücün yardımı ile, bir çok insanın hayatının değiştiğini, daha başarılı ve mutlu yaşadığını gördüm.

Bu güç geçici bir güç değil, kesinlikle kalıcı bir güçtür. Kendinizi yüce güce açmasını bilirseniz, içinize bir ırmak gibi akar. Bu öyle bir güçtür ki sizdeki korku, nefret, hastalık, zayıflık ve moral çöküntülerini dışarı atıp, içinizi sağlık, mutluluk ve iyilikle doldurur. İnsan kendinde bulunmayan gücü yüce güçten sağlayabilir. İnsan doğası da bazı evrensel kanunlara uymak zorundadır. Fakat bu kanunlar diğerlerine göre daha karmaşıktır. İnsanla uğraşmak daha büyük maharet ister. Onun için bir insanın ruhsal problemini çözmek, bir makine tamir etmeye benzemez, çok daha zordur ama yapılabilir.

Mutlaka okuyun :)

7 Nisan 2009 Salı

Hoşçakal Mayumi

Bu yazara dikkat !
Japonlar hakkında ne çok şey biliyor.

Bugün öğle yemeğinde çalışma arkadaşlarımla tatlı bir sohbete dalmışken, İrem adlı bir arkadaşım bu kitaptan bahsetti inanılmaz merak ettim. Kitap ve yazarı Erdal Güven'i nette araştırdım fakat baktığım bütün sitelerde "kitap tükenmiştir - satışta değil - basımı yok - artık satışta değil - tükendi" gibi mesajlarla karşı karşıya kaldım. Sitelerden birinde açık arttırmaya sunulmuş, orada bile "açık arttırma kapanmıştır." yazıyordu...

İşte şimdi merakım 2katına çıktı.... Bu kitabı araştırma çalışmalarım devam edecek.....

Kitap Hakkında;

Ertuğrul firkateyni, Sultan Abdülhamid'in hediyelerini ve dostluk mesajını Japon İmparatoru'na götürdükten sonra dönüş yolunda batan; misyonuyla değil de, batışıyla, şehit Türk askerleriyle efsaneleşmiş bir gemi...

Yazar, romanında Ertuğrul'un hüzünlü öyküsünün yanı sıra, gemi personelinden Teğmen Nureddin ile Geyşa Mayumi arasında Japonya'da filizlenen aşkı da anlatıyor. Romanda ayrıca, Japon kültürü, geyşalık olgusu ve dönemin İstanbulu, zengin ayrıntılarla işleniyor.


Yazarın Diğer Kitapları;

*Gazetecilik Zor Zanaat Vesselam!
*Ve Tanrı Keiko'yu Yarattı
*Samuray Sam Amca'nın Tahtını İstiyor Yaşanmış Hikayelerle Japonya Gerçeği : 3
*Japonuma Laf Söyletmem Arkadaş Yaşanmış Hikayelerle Japonya Gerçeği
*Maymun da Ağaçtan Düşer
*Sağlıklı ve Mutlu Yaşayın

31 Mart 2009 Salı

"Korku Kültürü" Hakkında

Doğan Cüceloğlu'yla çok küçük yaşlarda bir tv kanalını izlerken tanışmıştım.. Anlatımı o kadar açık ve sıcaktı ki sanki karşımda gözlerimin içine bakarak benimle konuşuyordu..
Daha sonraki yıllarda her kitapçının önünden geçtiğimde içeri girer herhangi bir kitabından bir kaç sayfa okuduktan sonra yoluma devam ederdim.. Bende bir çok kitabı mevcut, çok faydalı olduğunu düşünüyorum ve özümseyerek okuyorum..
Doğan Cüceloğlu, kırktan fazla bilimsel makalesi yayınlanan bir psikolog ve çeşitli topluluklara bilimsel psikoloji çerçevesinde gelişim seminerleri sunan bir iletişim psikolojsi uzmanıdır. Çok sayıdaki kişisel gelişim kitabı ile Türk insanının düşünce, duygu ve davranışlarını inceler.İşte "Korku Kültürü" adlı kitabı hakkındaki yazısı....


Yavuz Durmuş birlikte seminer verdiğim, sürekli kendini geliştiren bir arkadaşım. Geçenlerde iki günlük bir semineri birlikte yürüttük. Bu tür çalışmalarda ben konunun soyut, kavramsal yapısından söz ederim, Yavuz bu kavramsal yapıyı yaşatacak uygulamalar yaptırır; onun uzmanlık alanı “yaşayarak öğrenme.”
İkinci günün sabahı Yavuz semineri başlattı; kırk kişilik gurubu bir çember şeklinde oturttuktan sonra katılımcılara şu görevi verdi: “Dün öğrendiğiniz kavramları bir öykü oluşturarak gözden geçireceğiz. İlk arkadaş, diyerek söze başlayacak, diğeri onun kaldığı yerden devam edecek ve her arkadaş öykünün kendi bölümünde dün öğrendiği bir kavramı dile getirecek.”Herkes ne yapılacağını anladıktan sonra uygulama başladı.
İlk konuşan, “Bir gün hava yağmurlu iken bir seminere geldim, - - - “ dedi ve ikinci kişiye pas attı. İkinci kişi, “bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyordu - - - -“ dedi ve üçüncü kişiye pas attı. Üçüncü kişi, “seminere gelenler sırılsıklam olmuşlardı - - - - -“ dedi ve dördüncü kişiye pas attı.Yavuz bu üç kişiden hiçbirinin seminerdeki herhangi bir kavramı dile getirmediğinin farkında olarak, “öyküye dün seminerde öğrendiğiniz kavramları yedireceksiniz, esas göreviniz bu,” diyerek hatırlattı.Dördüncü kişi, “dün seminerde şu kavramları öğrendik,” diyerek kavramları sıralamaya başladı ve bir süre sonra diğer katılımcılar, “hepsini söyleme bize de kalsın,” diyerek itiraz ettiler; bayağı rahatsız oldukları belliydi.Beşinci kişi ve daha sonrakiler, öykü anlatmadılar, sadece bir gün önceki seminerden akıllarında kalan bir ya da iki kavramı söylemeye başladılar. Böylece tüm grup kavramları dile getirdi.Grup bu uygulamayı bitirdikten sonra Yavuz şu gözlemleri yaptı:
- Hepiniz üniversite mezunusunuz ve eğitim alanında görev yapıyorsunuz;
- Benim verdiğim yönergeyi herkes anlamış göründü; hiç kimse yönergeyle ilgili bir soru sormadı;
- Bu uygulamanın temelinde oyuncu tavrı yatar; oyuncu tavrı bir yaşam felsefesidir ve oyun oynarken çok ciddi kavramları dile getirebilmeyi ve oyuncu tavrını bırakmadan eğitime devam edebilmeyi gerektirir;
- İlk üç kişi öykü anlattı ama içi boştu; size bir eğitim görevi verilmişti ve öykünün içine bu kavramları yedirmeniz gerekiyordu; bu yapılmadı, içi boş cümleler yer aldı;
- Dördüncü kişi, benim uyarımı alınca oyunculuk tavrında süratle çıktı ve bildiğimiz klasik ezberci eğitim tavrı içinde bir liste oluşturmaya başladı;
- Dördüncü kişi bu listeyi ezberci bir tavır içinde oluştururken diğerlerinin de birer kavram söyleyeceğini, sistemin tümünü göz önüne alarak, kendine yalnız bir kavram düştüğünün bilinci içinde konuşmadı.
- Seminer kavramları söylenip bittiğinde benim (Yavuz’un) söylediğim yönerge “mış gibi” yerine getirilmiş oldu ve son derece sıkıcı bir gözden geçirme yer almış oldu.Üniversite mezunu bu kişiler “oyuncu tavrı” içinde olsalardı ve ayrıca “biz bilinci” içinde bir ekip olduklarını kavrasalardı yaratıcı bir süreç yer alırdı ve seminerdeki kavramlar çok ilginç bir öykü içinde bir bütün oluştururlardı.Peki, bu neden böyle olmadı?Bunun cevabını Korku Kültürü kitabımda verdim.Yavuz’un bu yalın ama anlamlı uygulaması bizim insanımızın kendini ve dünyayı algılarken kullandığı anlam verme sistemini açık seçik ortaya koyuyor.Yavuz’u kutluyorum.
Doğan Cüceloğlu (01.03.2009)
Yazarın Önerdiği Kitaplar : İçimizdeki Yarın , Suçlu Çocuk Yoktur..
Blog Widget by LinkWithin